(ANKARA) – DEM Parti Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin sürecin tüm yönleriyle incelenmesi, cinayet ve delil karartma iddialarının araştırılması, soruşturmaya dahil edilmeyen tüm kamu görevlilerinin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması için TBMM Başkanlığı’na önerge verdi.
DEM Parti Tunceli Milletvekili Ayten Kordu tarafından TBMM Başkanlığı’na sunulan araştırma önergesinde, Gülistan Doku’nun kaybolmasının üzerinden altı yıl geçmesine rağmen somut bir sonuca ulaşılamadığı hatırlatıldı. Son süreçte yedi ilde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında dönemin Valisi Tuncay Sonel’in ve oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de aralarında bulunduğu zanlıların tutuklanmasının soruşturmanın seyrini değiştirdiği belirtilen gerekçede şu ifadelere yer verildi:
“Dosyanın ilk aşamalarda ‘intihar’ ekseninde ele alınmasına karşın bugün ‘cinayet’ şüphesi üzerinden ilerlemesi, soruşturmanın başlangıcındaki yaklaşımın yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum, yargısal sürecin nasıl şekillendiğine dair ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Gülistan Doku’ya ait telefonun SIM kartı, adli emanete alınması gerekirken dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e teslim edilmiş; ardından bu SIM kart Ankara’da bir siber çeteye verildiği iddia edilmektedir. Söz konusu SIM kartın 18 Ocak 2020 tarihinde bir polis memuru tarafından kullanıldığı ve gece saatlerinde Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarına girilerek veri silme işlemleri gerçekleştirildiği yönündeki bulgular, soruşturmanın dijital boyutunda ciddi manipülasyonlar yapıldığına işaret etmektedir. Arkadaş listelerinden kişilerin silinmesi, delil niteliğindeki bağlantıların ortadan kaldırılmış olabileceğini düşündürmektedir.
HTS kayıtları ve banka hareketlerine ilişkin ortaya konan iddialar, bu sürecin organize bir yapı tarafından yürütülmüş olabileceğini göstermektedir. Bir polis memuru ile dönemin vali ve koruma amiri arasında iletişim ve para transferi olduğu yönündeki bulgular, kamu gücünün delil karartma amacıyla kullanıldığı iddiasını gündeme getirmektedir.”
“Kamu nüfuzu, adaleti tesis etmek için değil, suçu örtbas etmek amacıyla el birliğiyle seferber edildi”
HTS kayıtları ve banka hareketlerine ilişkin bulguların bir polis memuru ile dönemin vali ve koruma amiri arasındaki iletişim ve para transferini gösterdiğini belirten Kordu, kamu gücünün delil karartma amacıyla kullanıldığını iddia etti. Gerekçede, kamera görüntülerinin değiştirilmesi ve hastane kayıtlarının silinmesine ilişkin ise şu değerlendirme yapıldı:
“Gülistan’ın hastane kayıtları sildirilmiş; olay sırasında kadın doğum uzmanı ve hastanenin başhekimi olan kişi, daha sonra valinin isteğiyle İl Sağlık Müdürü yapılarak bu suç ağının bir parçası haline getirilmiştir. Valilikten emniyete, sağlık bürokrasisinden üniversiteye kadar uzanan geniş bir yelpazede, kamu nüfuzunun adaleti tesis etmek için değil, suçu örtbas etmek amacıyla el birliğiyle seferber edildiği bir kurumsal yozlaşma tablosuna ve organize bir suç ağının varlığına işaret etmektedir.”
Üst düzey kamu görevlileri hakkında adli işlem talebi
Kordu, oruşturmada alt düzey görevliler hakkında işlem yapılırken dönemin Valisi Tuncay Sonel, Cumhuriyet Başsavcısı, Emniyet Müdürü ve üniversite yönetimi gibi üst düzey isimlerin adli süreç dışında bırakılmasının kamu vicdanını yaraladığını vurguladı. Tuncay Sonel’in vali ve kayyum olarak görev yaptığı dönemin “didik didik incelenmesi” gerektiğini belirten Kordu, dönemin İçişleri Bakanı’nın rolünün de araştırılmasını istedi.
Gerekçede, Gülistan Doku davasının kadın cinayetlerinde cezasızlık riskini artıran yapısal bir soruna işaret ettiği kaydedilerek, “Bu tablo, Türkiye’nin yeni Susurluğudur. Yıllar evvel o kamyonun altından çıkan kirli ilişkiler ağı, bugün devletin koridorlarında boy gösteriyor. O gün suçlular kaçacak delik arıyordu, bugünse suçun delillerini bizzat devlet gücüyle, devletin imkanlarıyla yok etmeye çalışıyorlar. Bu olay, dünya suç tarihinin gördüğü en büyük delil karartma operasyonudur” denildi.
Kordu, Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca kurulacak bir Meclis Araştırma Komisyonu’nun, başta Gülistan Doku vakası olmak üzere Rojbin Kabaiş ve benzeri kadın kayıplarının aydınlatılmasında emsal teşkil edeceğini vurguladı.




