(ANKARA) – Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, katledilişinin 27’nci yılında, evinin önünde düzenlenen törenle anıldı. Törene katılan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Hatırasının önünde saygıyla eğiliyoruz. Katıksız Atatürkçülüğü, Kemalizm’e yaptığı vurgular ve bunun ‘mış gibi’ yapılamayacak olmasıyla ilgili bütün düşünce ve görüşlerini kendimize bir nasihat, bir öğüt, bir vasiyet olarak aldığımızı ifade etmek isterim. Bu anmaya Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda yürüyen bir iktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğimiz o günün sözünü veriyorum” dedi.
Evinin önünde park halindeki aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 21 Ekim 1999’da hayatını kaybeden Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, katledilişinin 27’inci yılında, evinin önünde düzenlenen törenle anıldı. Törene YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti Milletvekilleri Umut Akdoğan, Aliye Timisi Ersever, Aliye Coşar, Fethi Açıkel, Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, YENİ Parti Ankara İl Başkanı İbrahim Karaca, Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin, Çankaya Belediye Başkan Vekili Haldun Güler, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt, gazeteciler Işık Kansu ve Mustafa Balbay katıldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
NİLHAN NUR KIŞLALI: “BU ÜLKE AĞIR BEDELLERİN ÜLKESİ”
Programın ilk konuşmacısı Prof. Dr. Kışlalı’nın kızı Nilhan Nur Kışlalı oldu. Nilhan Nur Kışlalı, şunları söyledi:
“Bu ülke ne yazık ki ağır bedellerin ülkesi. Bu ülke ne yazık ki ağır sınavların ülkesi. Aslında yıllardır bu anmalarda ben konuşma yapmıyordum. Dün geceye kadar da bugün konuşmak gibi bir niyetim yoktu. Dün gece babalarını kısa süre önce kaybetmiş üç arkadaşımla bir aradaydım. Onların acılarını dinlerken 27 yıldır kimi zaman içime gömdüğüm, kimi zaman gömemediğim bütün duyguların bir anda yüzeye çıktığını hissettim. Babam öldürüldüğünde ben yalnızca 29 günlüktüm. Onu hatırlamıyorum ama onun yokluğunu bilmediğim bir hayatım da olmadı. 27 yıldır her 21 Ekim’de babamı anıyoruz. Türkiye onun adını yılda bir kez, bir gün anıyor fakat biz yokluğuyla her gün yaşıyoruz. ‘Zamanla geçer, zamanla azalır’ denir oysa bazı acılar ne geçiyor ne de azalıyor. İnsan sadece büyüyor ve o acıyla yaşamayı öğreniyor. Bunu en iyi böyle bir kaybı yaşamış olanlar bilir. İnsanlar acımıza ortak olmak istediklerinde, çoğu zaman hemen bir teselli ekleme ihtiyacı hissediyorlar. ‘Ne güzel bir isim bıraktı. Çok şanslısınız. Çok özel bir insandı. O artık ölümsüz.’ Elbette bunların hepsini biz de biliyoruz. Babamın bıraktığı isimle, düşünceleriyle, mirasıyla gurur duyuyoruz. Ama bazen sanki yaşadığımız bu kaybın mutlaka bir karşılığı, bir ödülü olmak zorundaymış gibi konuşuyoruz. Sanki o ödül olmadan bu acının ağırlığını kabul etmek mümkün değilmiş gibi. Bunu yalnızca başkaları yapmıyor. Biz de 27 yıldır kendimize aynı şeyleri söylüyoruz. Her defasında ne kadar şanslı olduğumuzu hatırlatma ihtiyacı duyuyoruz. Çünkü bütün bunları bir kenara bıraktığınızda geriye çok yalın, çok ağır bir gerçek kalıyor: Bir insan öldürüldü, bir aile hayatının geri kalanını o yoklukla yaşamak zorunda bırakıldı, bir çocuk babasını tanıma şansı bile bulamadı. Hiçbir büyük isim, hiçbir gurur bu gerçeği değiştirmiyor.
“GEÇMİŞTE ÜLKEMİZ İÇİN ÖDENEN BEDELLERİ, BUGÜN BAŞKA İNSANLAR ÖDEMEYE DEVAM EDİYOR”
Bunları bugün yalnızca kendi acımızı anlatmak için söylemiyorum. Bu ülkenin ödediği bedellerin görünmeyen yüzünü anlatmak istiyorum. Çünkü tarihe bir cinayet, bir tutuklama, bir haksızlık olarak geçen her olayın ardında hayatı sonsuza kadar değişen insanlar var, geride kalan aileler, büyüyen çocuklar, yarım kalan hayaller var. Bugün geçmişte ülkemiz için ödenen bedelleri başka insanlar, başka biçimlerde ödemeye devam ediyor. Özgürlükleriyle, sevdiklerinden ayrı geçirdikleri yıllarla, ellerinden alınan haklarıyla, gelecekleriyle… Dışarıdan bakıldığında hayatın devam ettiği sanılıyor, ediyor da. Ama geride kalanlar için hiçbir şey eskisi gibi devam edemiyor. İnsanlar bazı şeylerin zamanla geride kaldığını düşünüyor. Oysa o acılar sizinle birlikte büyüyor, hayatın ayrılmaz bir gerçeğine dönüşüyor.
“YAŞANANLARI BİLECEĞİZ, HATIRLAYACAĞIZ AMA ALIŞMAYACAĞIZ”
Babamın da aralarında olduğu aydınlara yönelik pes peşe işlenen suikastların ardından Türkiye’nin artık karanlığı geride bırakacağına, aydınlık bir döneme gireceğine inananlar vardı. Aradan 27 yıl geçti, biz ise bugün giderek kararan ülkemizde çoğalarak aydınlığı aramaya devam ediyoruz. Bu arayıştan uzaklaşmak da mümkün değil. Dünyanın en uzak köşesine de gitseniz ülkenizin yaşadıklarından kaçamıyorsunuz. Çünkü insan evi yanarken ‘Ben başka yerdeyim’ diyemiyor. İşte bu yüzden bugün burada, babamın öldürüldüğü bu evin önünde yalnızca onu anmak için toplandığımızı düşünmüyorum. Biz burada unutmamak için de toplanıyoruz. Çünkü geçmişi unutmak yalnızca kaybettiklerimizi unutmak değildir, aynı zamanda yaşananların yeniden yaşanmasına sessiz kalmaktır. Geçmişi bilmeyen geleceğine yön veremez. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in geleceğine sahip çıkacaksak geçmişimizi de bütün gerçeklikleriyle hatırlamak zorundayız. Yaşananları bileceğiz, hatırlayacağız ve en önemlisi alışmayacağız. Her gün arda ardına gelen tutuklama haberlerine alışmayacağız. Kayyım kararlarına alışmayacağız. Her gün elimizden birer birer alınan haklarımıza alışmayacağız. Haksızlığın sıradanlaşmasına, adaletsizliğin hayatımızın olağan bir parçası haline gelmesine izin vermeyeceğiz. Her yeni haksızlığı, ilk defa yaşanıyormuş gibi aynı ciddiyetle, aynı vicdanla karşılayacağız. Çünkü bu ülkenin en büyük kayıplarından biri, yaşadığı adaletsizliklere artık şaşırmamaya başlamasıdır. Biz bu ülkenin geçmişinin, bugününün ve geleceğinin yalnızca gücü elinde tutanlar tarafından yazılmasına izin vermeyeceğiz.
“SAYIN ÖZEL, DÜŞÜNCELERİMİZLE SİZİ HİÇ YALNIZ BIRAKMIYORUZ”
Sayın Özgür Özel, bugün burada bulunmanızın benim için anlamı çok büyük. Verdiğiniz mücadeleyi her gün milyonlarca insan gibi ben de takip ediyorum. Her an fiziken yanında olamasak da düşüncelerimizle, vicdanımızla ve duruşumuzla sizi aslında hiç yalnız bırakmadığımızı da bilmenizi isterim. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Ben babamı tanıma fırsatı bulmadım ama onu unutmayan insanlar sayesinde kim olduğunu, neye inandığını ve ne için mücadele ettiğini öğrenerek büyüdüm. Bugün 27 yıl sonra hala burada bir arada olabilmemizin benim için anlamı çok büyük. Çünkü unutmadığımız sürece yalnızca geçmişe değil, geleceğe de sahip çıkıyoruz. Bizim için anlamını hiçbir zaman yitirmeyen bugünde, yalnızca ailemizi değil bu ülkenin hafızasını da yalnız bırakmadığınız için hepinize yürekten teşekkür ediyorum.”
HALDUN GÜLER: “MİRASINI YAŞATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Çankaya Belediye Başkan Vekili Güler ise şunları söyledi:
“Sözlerimin başında, hukuksuz biçimde tutuklu bulunduğu için bugün aramızda olamayan Çankaya Belediye Başkanımız Sayın Hüseyin Can Güner’in de Ahmet Taner Kışlalı’yı saygı ve özlemle andığını belirtiyor, Kışlalı ailesine ve sizlere selamlarını iletiyorum. Ahmet Taner Kışlalı; yetiştirdiği öğrencilerle, kaleme aldığı yazıları, ufuk açan kitapları ve üstlendiği kamusal görevlerle ülkemizin düşünce hayatında derin izler bıraktı. Bilgisini toplumla paylaştı, doğrularını cesaretle savundu. Cumhuriyet’e, demokrasiye ve laikliğe duyduğu inançtan hiçbir zaman vazgeçmedi. Onun düşüncesinde Cumhuriyet, her kuşağın emek vererek geliştireceği ortak bir sorumluluktu. Atatürk’ün açtığı yolda yürümek; akla ve bilime güvenmeyi, özgür düşünceyi savunmayı, geleceği cesaretle kurmayı gerektiriyordu. Kışlalı’yı aramızdan alanlar, düşüncelerini de susturabileceklerini sandılar. Oysa bugün burada buluşmamız, onun bıraktığı mirasın yaşamaya devam ettiğini gösteriyor. Bu mirası gençlerle buluşturmak, sorgulayan ve özgürce düşünen kuşaklar yetişmesine katkı sunmak hepimizin görevidir. Çankaya Belediyesi olarak kültürle, sanatla ve eğitimle bu sorumluluğu yerine getirmek için çalışmayı sürdüreceğiz. Her çocuğun eşit fırsatlara sahip olduğu, herkesin düşüncesini özgürce ifade edebildiği bir Türkiye umudunu büyüteceğiz. Yaşamını Cumhuriyet’in aydınlanma değerlerine adamış Ahmet Taner Kışlalı’yı, saygıyla anıyorum.”
ÖZGÜR ÖZEL: “HEP DOĞRU YÖNÜ GÖSTEREN ADD VE CUMHURİYET GAZETESİ’Nİ SELAMLIYORUM”
YENİ Parti Lideri Özel ise şunları söyledi:
“Bugünlerde hep çok konuşuyoruz, ‘Tarihin doğru tarafında durmak önemli’ diye. Ahmet Taner Kışlalı nerede durduysa bugün o iki koca kurumun bütün Cumhuriyet’i ayakta tutma, Atatürkçülerin bir arada durması, Cumhuriyet’i Cumhuriyet yapan değerlere sahip çıkmak ve önümüzdeki süreçte yeniden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hedeflerini önümüze koyduğu hedefleri ülkeyi yönetme ilkeleri olarak belirleyecek olan bir iktidarın hep beraber kurulma noktasında, Cumhuriyet gazetesinin ve ADD’nin o günden bugüne nasıl ayakta durduklarını, nasıl bir mücadele verdiklerini bugün de bu anlamlı anmada varlıklarıyla ve altını çizdikleri önemli ve hepimiz açısından hiç unutmamamız gereken gerçeklerle onlarla birlikte olduğumuz için büyük memnuniyet duyuyorum. ADD’nin ve Cumhuriyet gazetesinin kurucularından bugüne kadar onu ayakta tutan ve bize tüm mücadelelerimizde hem güç veren hem hep doğru yönü gösteren birer pusula işlevi gören bu iki köklü, kurumu saygıyla selamlıyorum.
“SİYASETİN AŞAĞIDAN YUKARIYA RIZA ÜRETEREK YAPILDIĞINDA BAŞARI ÜRETEBİLDİĞİNİ ÖZÜMSEMEK ÖNEMLİ”
Buraya gelirken 1970’lerde girdiği iki yerel, ikisi genel seçimde partisini birinci parti yapmış Ecevit‘in yazılarından fark ettiği, tanıdığı, tanıştığı birisini, 37 yaşında Kültür Bakanı yapmak üzere milletvekilliğine davet edişini, onu İzmir gibi partinin en güçlü olduğu yerden aday yapacakken İzmir il yönetiminin iradesini onlara, ‘Ahmet Taner Kışlalı’yı size yolluyorum, sahip çıkın’ diye telefon açmak yerine, ‘Böyle yapsak nasıl görürsünüz’ diye sorup örgütün görüşünü alıp ondan sonra Ahmet Taner Kışlalı gibi bir değeri önce milletvekili, sonra 37 yaşında Bakan yapışını hatırlayarak önümdeki notlardan bunları okuyarak buraya doğru geldim. Bu açıdan siyasetin yukarıdan aşağıya bastırarak, dayatarak kendi kararları, kendi pazarlıklarıyla değil aşağıdan yukarıya rıza üreterek yapıldığında ancak böyle büyük başarıların elde edilebildiğini herhalde hatırlamak, özümsemek önemli.
“YORGUNLUĞUMUZU UNUTTURDU, CESARETİMİZİ KAMÇILADI”
Bu açıdan örneğin Ahmet Taner Kışlalı’nın ismini taşıyan bu mahallenin bir mahalle meclisinde her şeyi tartışmasını, Çankaya’nın ilçe meclisinde bu fikirlerin olgunlaşmasını, Ankara’nın il meclislerinden yukarıya doğru bir siyasetin örülmesinin ve yükselmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha üstlendiğim sorumlulukla burada yaşadım, duydum, gördüm. Ama hiç şüphe yok burada eksik olan, aramızda olması gereken, seçilmiş gencecik bir avukatın şu anda Kırşehir’de bir cezaevinde bulunuyor olmasının hatırlattıklarıyla çok önemli konuşmalar dinledik. Ama ben de duyduğumda fark ettim ki biz babasını tanıyoruz ama kızı, babasını tanımadan büyüdü. Ve bu anmaların klasik söylemlerinin bazen ne kadar onlar açısından boş olabildiğini, çok nazik konuşmasıyla, o niyetle değil ama hepimizin yüzüne bir tokat gibi vurdu. Gerçekten önemli kayıplar, onların ne değerde oldukları, onu birbirimize hatırlatmamız, sonra dönüp aileye teselli vermek için kurduğumuz cümleler, bir yerde çok önemli cümleler olabiliyor ama bambaşka bir boşluğa işaret edebiliyor. Bu boşluğu ne doldurabilir? 29 günlükken babasız kalmış bir kızın bugün de bizim neleri hatırlamamız gerektiğini, nasıl bir mücadele vermemiz gerektiğini, ne kadar kalabalık olmamız gerektiğini, ne kadar kararlı olmamız gerektiğini hatırlatan o nazik ve kıymetli konuşması benim açımdan son derece öğretici oldu. Bir yandan babasını kaybetmiş, yakın zamanda üç arkadaşıyla oturduktan sonra, 27 yıl sonra burada bir konuşma yapmaya karar vermesi ve o yaptığı konuşmanın içeriği hepimiz açısından çok kıymetli. Açıkçası güç verdi, hatırlattı, yorgunluğumuzu unutturdu, kararlılığımızı ve cesaretimizi kamçıladı.
“CHP GENEL BAŞKANI OLARAK BU ANMAYA HİÇ KATILAMAMIŞTIM”
Ben buraya ikinci kez geliyorum siyasetçi olarak. Üçüncü kez burada bulunuyorum. Ben 1999 yılının 21 Ekim’inde eczanesini yeni açmış, Manisa Eczacı Odası’nın Yönetim Kuruluna birkaç hafta önce seçilmiş, mesleki mücadeleyle memleket mücadelesinin birbirinden ayrılmayacağı, ikisinin de örgütlülüğün farklı alanları olduğunun ayırdında, yeni açtığı eczanesinden sonra, Eczacı Odası’na gitmiş, Türkiye’nin ilk Eczacı Kooperatifi’ni kuran Neşe Gülersoy’un eczanesinde katledilişini dört yaşında tesadüfen oradan geçerken görmüş, şahit olmuş, onun yolunda yürümek isteyen bir eczacı olarak Manisa Eczacı Odası’nın yönetimine girmiş, her yıl Neşe Gülersoy’un CHP Eczacı Kooperatifleri, Manisa Eczacı Odası tarafından anılmaya başlamasını ve meslek mücadelesiyle memleket mücadelesinin birlikte sürmesi gerektiğini savunan, o günlerde 25 yaşında genç bir eczacıydım. Ben ilk kez 2008’de, Türk Eczacılar Birliği’nin Genel Saymanı olarak anmaya katılmıştım. Sonra milletvekili olarak Veli Ağbaba ile birlikte bir kez katılabildik. ‘Neyi eksik yaptın’ derseniz, CHP’nin Genel Başkanı olarak çok istememe rağmen Muammer Aksoy anmalarında birlikteyiz, Uğur Mumcu anmalarında birlikteyiz, Bahriye Üçok anmalarına katılabildiğimize katılıyoruz ama Ahmet Taner Kışlalı anmasına partinin genel başkanı olarak katılamamıştım.
“BURAYA ATATÜRK’ÜN YOLUNDA YÜRÜYEN BİR İKTİDAR PARTİSİNİN GENEL BAŞKANI OLARAK GELMEYİ ÜMİT EDİYORUM”
YENİ Parti’nin Genel Başkanı olarak şartların bizi yeni bir parti kurmaya ve CHP içinde mücadeleyi yeni bir partide, partiyi yeniden Atatürk’ün partisi, demokratik olarak kendisine genel başkan seçebilen ve yenilgilere değil; kazanmaya alışan, kazanmadığı takdirde böyle bir mücadelenin içinde olmanın bir anlamı olmadığını idrak etmiş kadroların zaruri mücadelesini verdiğimiz YENİ Parti’de bu ilk anmaya katılabilmiş olmayı bir büyük eksikliği, bir nebze kendi adıma ve partimiz adına telafi etmek olarak ifade etmek isterim. Hatırasının önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. Katıksız Atatürkçülüğü, Kemalizm’e yaptığı vurgular ve bunun ‘mış gibi’ yapılamayacak olmasıyla ilgili bütün düşünce ve görüşlerini kendimize bir kez daha bir nasihat, bir öğüt, bir vasiyet olarak aldığımızı ifade etmek isterim. Buraya bir meslek örgütünün genç bir yöneticisi olarak geldim, milletvekili olarak geldim, bugün genel başkan olarak geldim. Ümit ediyorum ki bu anmaya Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda yürüyen bir iktidar partisinin Genel Başkanı olarak ve yeni ADD’nin bir üyesi ve Cumhuriyet’in bir okuyucusu olmanın onurunu taşıyarak ve Ahmet Taner Kışlalı’nın değerli kızının koluna iktidar partisinin genel başkanı olarak gireceğimiz ve parka doğru yürüyeceğimiz o günün sözünü vererek müsaadelerinizi istiyorum. Başımız sağ olsun.”
Törende ayrıca CUMOK adına Prof. Dr. Halil Özcan, gazeteci Işık Kansu, ADD Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt da konuştu. Kışlalı’nın evinin önündeki anmanın ardından, Özel; Prof. Dr. Kışlalı’nın eşi Nilüfer Kışlalı, kızı Nilhan Nur Kışlalı, Kansu ve Bozkurt ile kol kola girerek Ahmet Taner Kışlalı Parkı’ndaki Kışlalı Anıtı’na yürüdü. Burada da saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Ardından anıta çiçek bırakıldı.




