(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, medyada TBMM’nin yemek üzerinden eleştirilmesinin artık bir son verilmesi gerektiğini söyleyerek “Sürekli de madem bu konunun göbeğindeyiz. Eğer bu bir meseleyse Meclis’te çalışan arkadaşlarımız dışında Meclis’te yemek ikramı yapmayalım, çıkmasın. Restoranları da gerekiyorsa kapatalım” dedi. Bunun üzerine CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Aslında sorun Meclis’teki sadece yemek fiyatları, bizim maaşlarımız, emekli maaşlarımız değil. Avrupa’nın birçok ülkesinde milletvekili maaşı 9 bin – 12 bin euro civarında ama bin 500 ile 2 bin euro arası en düşük emekli maaşı asgari ücret var yani milletvekili maaşlarının yüzde 20’si gibi… Eğer bizim aldığımızın maaşın yüzde 7’si kadar emekli, işçi maaş alıyorsa buradaki her şey batar” diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşmeleri için toplandı. Siyasi partilerin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kaya: Küresel emperyalistler 165 kız çocuğunun vahşice öldürülmesini maalesef gündem yapmıyorlar
Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, ABD ve İsrail’in İran’a uluslararası hukuka aykırı bir şekilde olan saldırılarıyla ilgili bazı tespitleri yüksek sesle dile getirmek gerektiğine dikkat çekerek “Amerika ve İsrail’in İran’a uluslararası hukuka aykırı olarak yapmış olduğu bu saldırıların net bir şekilde uluslararası hukuka aykırı olduğunu sürekli vurgulamamız ve gündemde tutmamız gerekir. Yoksa, daha önce Kolombiya Devlet Başkanı’na yönelik olan o saldırıda dünya yeterince ses çıkarmadığı için maalesef Amerika ve İsrail bunu bir yol olarak gördü ve bunu artık normalleştirmeye çalışıyor. Yarın bir bugün bu ve benzeri hususların uluslararası hukuka aykırı bir şekilde başka ülkelere de sirayet etmeme ihtimali söz konusu değil. Dolayısıyla başta ülkemizin dış politikası olmak üzere, bütün platformlarda ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde bizim de Amerika ve İsrail’in yapmış olduğu bu müdahalenin uluslararası hukuka aykırı korsan bir savaş olduğunu mutlaka ve mutlaka sürekli gündemde tutmamız lazım, ülkemizi yöneten iktidardan da bu konuda net bir duruş beklediğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum” dedi.
ABD ve İsrail’in işlemiş olduğu savaş ve insanlığa karşı suçların da sürekli gündemde tutulması gerektiğini belirten Kaya, “İran’ın Minab kentinde 165 kız öğrencinin Amerika ve İsrail saldırıları sonucunda vahşice katledilmesi, hayatlarını kaybetmesi asla ve asla normal görülebilecek ya da unutulabilecek bir olay değildir hatta yetkililerden alınan ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre ilk saldırıda, ilk füze saldırısında bir ibadethaneye sığınmak durumunda kalan bu kız çocuklarının 2’nci bir saldırıyla bilinçli bir şekilde hedef alındığına dair iddialar olayın ne kadar vahim olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Körfez krizi sırasında birkaç karabatağın petrol akıntılarına bulaşmış olmasını saatlerce dünya televizyonlarında maalesef yayın yapan küresel emperyalistler 165 kız çocuğunun vahşice öldürülmesini ve küçük küçük mezarlara konulmasını maalesef gündem yapmıyorlar. Dolayısıyla İran’a karşı yapılan savaşta sürekli gündemde tutmamız gereken ikinci konu da İran’ın işlemiş olduğu savaş suçu ve insanlığa karşı suçlardır” diye konuştu.
Poyraz: HTŞ’nin Suriye Hükümeti haline gelmesi vekil silahlı güçlerin vekil devletler haline gelmesinin ve getirilmesinin açık örnekleridir
“Büyük Orta Doğu Projesi hamisi Amerika Birleşik Devletleri’nin kurduğu, kurdurttuğu, eğittiği, silahlandırdığı, finanse ettiği vekil silahlı güçler eliyle yürütülmekteyken artık vekil devletlerle süreç yürütülmektedir” diyen İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, şu ifadelere yer verdi:
“Demokrasinin beşiği Avrupa ülkeleri konuşmaya başladıklarında İran’ın nükleer çalışmalarına, İsrail İran’daki etnik gruplara, Amerika Birleşik Devletleri ise İran’daki rejime dönük gerekçeler sunmaktadır. Amerika’nın Afganistan’dan çekilirken başlattığı vekil devletler uygulaması Suriye’de devam etmiştir. Bugün YPG ve SDG’nin devletleşme çabaları, HTŞ’nin Suriye Hükümeti haline gelmesi vekil silahlı güçlerin vekil devletler hâline gelmesinin ve getirilmesinin açık örnekleridir. Katil İsrail’in cani Başbakanı Netanyahu’nun İran’a seslenirken İran halkına değil de İran’daki etnik gruplara çağrı yapması, SDG ve PKK’lı teröristlerin İran’daki PAK ve PJAK’a destek amacıyla konumlandırılmaları da bunun açık tezahürüdür. Her dönemde bu bölgede aynı senaryoyla karşılaşılmaktadır. Etnik ve/veya mezhepsel kimlikler siyasallaştırılmakta, toplumlar birbirlerine düşürülmekte, devletler zayıflatılmaktadır. Müdahalelerle kamu otoriteleri ortadan kaldırılıp anayasalar mülga edilmekte, etnik, mezhepsel veya dinî işaretlemelerle aynı sınırlar içinde ayrı ayrı bölgeler oluşturulmaktadır. Bölgenin istikrarı yıllara sarih bir mühendislikle hep aynı yöntemle ortadan kaldırılmaktadır. Terör, emperyalizmin emanet bıçağıdır, kiralık katilidir. Terör, kendi yöntemleri kendine ait olmak kaydıyla emperyalizmin amaçlarına hizmet etmiştir. Türkiye’de yürürlüğe konulan terörsüz Türkiye sürecinin de hem lafzi hem de ruhu sadece bu gerçeklikle bile değerlendirildiğinde sakıncalıdır. Taraflardan birinin terörist, diğerinin kahraman ilan ettiği eli kanlı canilerin hiçbir etnisiteyi temsil etmediği, sadece emperyalizme hizmet ettiği gerçeği apaçık ortadadır. Cumhuriyet fikri, millet olma şuur ve bilinci, üniter yapımız, yüz üç yıldır bölgedeki varlığımız ve gücümüzün teminatı ve temelidir. Bugün bu üç kavramın içini boşaltacak her türlü karar ve eylem Türkiye’yi felakete sürükleyecek ve telafisi imkansız sonuçlar doğuracaktır.
Sabah Azerbaycan, İran sınırına askeri yığınak yaparken biraz önce Nahçıvan Havalimanı arazisine bir İHA düştüğü haberi ajanslardan yayınlandı. Herkes bu savaşın içine çekilmeye çalışılıyor. Sürecin baş aktörü Amerika müttefikimiz olarak tanımlanmakta, katil İsrail’in cüretinin kaynağı Amerika müttefikimiz olarak tanımlanmakta, Gazze’de iki yıl masumlar katledilirken durdurabilecekken durdurmayan, yirmi dört ay bekleyen Amerika müttefikimiz olarak tanımlanmakta, sınırlarımızda terör örgütlerini finanse edip eğiten Amerika müttefikimiz olarak tanımlanmaktadır. Sınırlarımızın hemen dışında terör, savaş ve çatışmalar kadar sınırlarımızın içinde de büyük bir asayiş sorunu yaşanmakta. Sekiz yıldır adeta bilinçli bir politika haline getirilen ekonomik çöküş alt ve orta gelir grubunu hem maddi hem manevi olarak çıkmaza sürüklemektedir. Rahmetli Demirel’in de dediği gibi enflasyon milletleri içeride bozan bir olaydır; ahlakı bozar, hırsızlıktan, soygundan fuhuşa kadar hemen hemen bütün yolları açar, toplumu bozan bir olaydır. Yani medya ile ahlaki çöküntü ve uyuşturucu illetini üst gelir grubunun sapkın hayatı gibi göstermek yerine toplumun her kesimine yayılmış uyuşturucu ve ahlaki çöküntünün sebepleri ve mücadelesi zaruri ve ivedidir. Ancak bu mücadele önce bu çöküşü kabul etmekle mümkündür. Bu çöküşü üst gelir grubunun tercihleri gibi kamuoyuna sunmak sadece hakikati halının altına süpürmektir.”
Akçay: Siyonist kışkırtmaların ve emperyalist saldırganlığın bölgemizi adım adım dünya savaşının eşine sürüklediği dehşet verici bir tabloyla karşı karşıyayız
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bölgede ve dünyada her gün vahim gelişmelerin yaşandığını söyleyerek “Kuzeyimizde Rusya ile Ukrayna kanlı bir savaşın içindeyken doğumuzda Afganistan-Pakistan hattı savaş içindedir. Diplomasinin ayaklar altına alındığı, siyonist kışkırtmaların ve emperyalist saldırganlığın bölgemizi adım adım dünya savaşının eşine sürüklediği dehşet verici bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu ateş çemberinin ortasında daha dün yaşanan ve Hatay sınırlarımıza kadar yansıyan hadise meselenin ciddiyetini bir kez daha ortaya koymuştur. İran coğrafyasından ateşlendiği iddia edilen ve Akdeniz’de konuşlu NATO hava savunma unsurlarınca havada imha edildiği söylenen balistik füze olayıyla karşı karşıya kaldık. Ancak bu füzenin kimlerin karanlık emelleriyle, hangi eller tarafından ateşlendiği ve asıl hedefin neresi olduğu hususunda ciddi belirsizlikler, muamma dolu noktalar mevcuttur” dedi.
Kılıç Koçyiğit: Danıştay, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının bağlayıcılığını da direkt tartışmaya açıyor
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, dün Danıştay 5. Dairesi ‘barış akademisyenleri’ dosyasında bir hüküm kurduğunu hatırlatarak “Bugün aslında kurulan bu hükmün anayasal devlet düzenini nasıl yok ettiğini size kısaca ifade etmek istiyorum. Şimdi, aslında Danıştay nezdinde konuşacağımız mesele Türkiye’de yargının nereye sürüklendiğini ve geldiği aşamayı göstermesi açısından da çarpıcı bir örnek çünkü Danıştayın kararı yalnızca akademisyenler hakkında hüküm kurmakla yetinmiyor, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının bağlayıcılığını da direkt tartışmaya açıyor. Şimdi, daha önce bunu Yargıtay 3. Ceza Dairesi yapmıştı hatırlarsınız Can Atalay kararında, şimdi aynı şeyin Danıştay eliyle sürdürüldüğünü görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Başarır: HSK’de bir parça duruş varsa, o başsavcıyı açığa alırlar, derhal yargıya teslim ederler
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutuklanmasına değinerek “Gerek Başsavcılık gerek soruşturma savcısı ısrarla üç harfli üç marketin şikayetçi olduğunu söyledi. Bugün bir gerçek ortaya çıktı, havuz medyasından da bazı gazeteciler böyle algı yaptı. Şok Market’in Yönetim Kurulu Tanju Özcan hakkında bir şikayetleri olmadığını söyledi. Gerçek ortaya çıkıyor. Kartalkaya faciasında bir tek Bakanlık bürokratını yargılayamayan, sorgulayamayan, onları koruyan Bolu Cumhuriyet Başsavcısı kendisini şikayet eden Belediye Başkanımızdan intikam almak için yürüttüğü bir soruşturma. Tanju Özcan’ın derhal serbest bırakın. Bu, utanç verici bir durumdur” dedi.
Özcan hakkında suç duyurusunda bulunduğu iddia edilen marketin “Biz suç duyurusunda bulunmadık” diyerek açıklama yaptığına dikkat çeken Başarır, “Şimdi, ne olacak? Tanju Özcan’ı tutukladınız, Sincan’a sürdünüz; burada. Ya ne hale geldi koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin yargısı? O savcılar, o hakimler şu anda rahat mı? Bir kentin iradesine kelepçe vurdular, bir kentin iradesini gasbettiler, Bolu’ya darbe yaptılar. Gerçekler ortaya çıkıyor, hala bir karar verilmiyor. O HSK’de bir parça duruş varsa, o başsavcıyı açığa alırlar, derhal yargıya teslim ederler çünkü o başsavcı suç işlemiştir, suç işlemeye de devam etmektedir; Tanju Özcan biran önce serbest bırakılmalıdır” diye konuştu.
Zengin: Bu havuz medyası denen medya, sizin havuzunuz neden bu kötülüğü yapıyor?
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’a ithafen konuşarak “Çok kötücül bir medya ile karşı karşıyayız. Biz Genel Kurul’da birbirimizle tartışırız ama arkadaş olarak da iyi anlaşırız. Kendi aramızda bir sorun var mı? Yok. Hiç kimseyle yok. Ali Mahir Bey’le de biz Genel Kurulu’nun içinde de arkasında da hukukumuz var. Hiçbir sorun yaşamıyoruz. Burada yaptığımız konuşmalarda da ben önemli şeyleri samimiyetle konuştuğumuzu düşünüyorum. Fakat akşam televizyonumuzu açıyorsunuz, sabah televizyonu açıyorsunuz. Yanınızda oturan arkadaşınızın tebessümü dahil olmak üzere korkunç kötücül bir kampanya yapılıyor. Bunu ben Sayın Ali Mahir’in paslaşarak yaptığını düşünmüyorum. Böyle bir kötücül bir tavır içinde olmadığına hatta eminim fakat bu kötülüğü bize niye yapıyorsunuz? Bu havuz medyası denen medya, sizin havuzunuz neden bu kötülüğü yapıyor? Bunu anlamakta zorlanıyorum” diye tepki gösterdi.
“Meclis’te çalışan arkadaşlarımız dışında Meclis’te yemek ikramı yapmayalım, restoranları da hiç kullanmayalım”
Bu hafta salı günü TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un TBMM’de verdiği iftarı hatırlatan Zengin, şöyle konuştu:
“Bu hafta grupta Sayın Özgür Özel, ‘vallahi tillah ben bir hadise olmasaydı Meclis Başkanı iftarına gelecektim. Yuvarlak bir masa olacakmış. O masaya gelip oturacaktım’ dedi. Şimdi kendisi masaya gelip oturmuş olsaydı bu yemekle ilgili bir tartışma olmayacaktı. Yemek konusunda dün bakıyorsunuz Meclis Başkanımız bir STK iftarı vermiş. Menüye de baktım. Menü tamamını okumayacağım. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir orada da patatesli bir bonfile yemiş olmalı. Menüde var. Yani kendi oturduğunuz sofraya yemeğe gelip yerseniz hesap ödemek niyetinizde yok. Oturduğunuz sofrada yemeği yiyorsunuz ama hesapla ilgili meseleniz yok. Hasbelkader gelmezseniz o zaman hesap bize kalıyor ne hikmetse. Mesela o gün davetli olan pek çok arkadaşımız var. DEM Grubu’ndan arkadaşlarımız var. MHP’den arkadaşlarımız var. Bir tane milletvekili olan, genel başkanı olan bir sürü siyasi partiden arkadaşımız, milletvekilleri o masada oturuyorlar ama ne hikmetse bunun faturası tuhaf bir şekilde bize ve Meclis’e kalıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde her gün tabildot olarak 600’e yakın insan yemek yiyor. Farklı restoranlar var. Onlarda 2 bine yakın insan yemek yiyor. Geliyoruz şu Genel Kurul içerisinde olan restoranlarda da en iyi ihtimalle günde 7 bin 500 kişi en çok olduğu zaman ocak ayında da 11 bin kişi yemek yemiş. Burada 11 bin milletvekili yok, milletvekili sayımız 600, hiç 600’ü yan yana görmedim. Bunu yiyenler, Anadolu’dan gelen insanlar, misafirler. Mustafa Bey dedi, ‘Bu hafta bir seferde 100 muhtarımızın yemeğini ikram ettik’ dedi ve insanlarımız zannediyor ki bu yemekler Meclis’in bütçesinden çıkıyor. Hayır, bu yenilen yemeklerin bedelini milletvekilleri, sizler, bizler ödüyoruz. Artık şu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu yemek meselesi yüzünden aşağılanmasından bir vazgeçebilir miyiz lütfen? Hakikaten olacak şey değil.
Eğer önemli bir anlamı varsa bakın kaldıralım. Eğer bu meseleye bir ortak çözüm bulamayacaksak benim önerim şudur. Ben grubum adına henüz müzakere etmedim. Meclis Başkanımızla da konuşmadım ama benim şahsi önerimdir. Sürekli de madem bu konunun göbeğindeyiz. Soyadım da ‘Zengin’ olduğu için… Sonuç olarak bizim yapmamız gereken şey eğer bu bir meseleyse Meclis’te çalışan arkadaşlarımız dışında Meclis’te yemek ikramı yapmayalım, çıkmasın. Restoranları da hiç kullanmayalım. Restoranları da gerekiyorsa kapatalım. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bu haksızlığı yapmayın. Artık şu yemek meselesi lütfen bitsin. Sözcü Televizyonu’nda, NOW Televizyonu’nda, Halk TV’de artık bu konuların gündem yapılmasından şiddetle rahatsızım ve bu konunun Genel Kurul’da artık bitmesi gerektiğini düşünüyorum.”
Başarır: Eğer bizim aldığımızın maaşın yüzde 7’si kadar emekli, işçi maaş alıyorsa buradaki her şey batar
Zengin’in yemek konusundaki konuşmasına yönelik söz talebinde bulunan CHP’li Başarır, sözlü sataşmanın olmadığını ve Zengin’e de sataşmayacağını belirterek “Aslında sorun Meclis’teki sadece yemek fiyatları, bizim maaşlarımız, bizim emekli maaşlarımız değil. Almanya’da, Fransa’da, İsviçre’de, Avrupa’nın birçok ülkesinde milletvekili maaşı 9 bin – 12 bin euro civarında ama bin 500 ile 2 bin euro arası en düşük emekli maaşı asgari ücret var yani yüzde 20 gibi… Yüzde 20’sini bugün 250 bin. Ben maaş alıyorsam en düşük emekli maaşının yüzde 20’si 50 bin liraysa bu Meclis’te yaşananlar insanların gözüne batmaz ama gerçek anlamda bir yokluk, sefalet hali var. Eğer bizim aldığımızın maaşın yüzde 7’si kadar emekli, işçi maaş alıyorsa buradaki her şey batar” diye konuştu.
Kaya’dan yemek tartışmasına tepki: Bütün kamu kurumlarının yemekhanesi var, sadece Meclis’in mi var Allah aşkına
Başarır’ın konuşması sırasında Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, yerinden konuşarak “Bu konulara girmeyelim, kapatalım. Bütün kamu kurumlarının yemekhanesi var, sadece Meclis’in mi var Allah aşkına” diye tepki gösterdi. Başarır, Kaya’nın konuşmasına müdahale etmesine tepki göstererek “Ya, Sayın Başkan, izin verir misiniz ama ya; böyle bir üslup yok. Sen niye benim konuşmama müdahale ediyorsun? Bu nasıl bir şey, anlamadım ben” diye sesini yükseltti. Kaya yemekhanelerin bütün kamu kurumlarında olduğunu tekrarlayarak “Yani gerçekten bize de zarar veriyor” dedi. Meclis Başkanvekili Bingöl, Başarır’a Genel Kurul’a hitap etmesi uyarısında bulunması üzerine Başarır, “Hayır yani bakın, biz muhalefet partisinin Grup Başkan Vekilleriyiz; siz ‘Susun’ diyorsunuz bana. Olmaz Sayın Başkan… O benim takdirim, grubun takdiri. Ben sizin grubunuzun ne konuşacağını takdir edemem, lütfen” dedi. Kaya ise Başarır’a cevaben, “Doğru neyse odur yani muhalefeti, iktidarı olmaz. Takdir edemem, ben de kendi kanaatimi söylüyorum” diye konuştu.
“Cumhurbaşkanı geldiğinde personele çıkan yemekle orucunu açsaydı sıkıntı yoktu”
“Gerekiyorsa yemekhaneyi kapatalım hiç sorun değil ama Anadolu’dan gelen insanlar yemek yiyor. Çocuklar yemek yiyor” diyen Başarır, şunları kaydetti:
“Özlem Hanım, ‘Ekmekle ben orucumu açarım’ dedi. Bunu alıp bambaşka noktaya getirilmesini, milletvekillerinin linç edilmesini ya da konuştukları cümlenin sadece iki kelimesinin alınmasını doğru bulmuyorum. Buna ‘havuz medya’ diyorsanız iki medya grubu da yapıyor. Bakın ne yaparız? Tüm Meclis doğru haber yapılması, doğru bakış açısı için karar veririz. Burada tabii ki bir gazeteci insanlar eleştirir, yazar, bir sürü şey söyler ama gerçekten ülkedeki durum emeklinin, işçinin maaşının azlığı buradaki her şeyi tepki tepki koyabiliyor. Sadece yemek değil, bizim burada yediğimiz yemekten farklı bir menü olduğunu söyledim. Cumhurbaşkanı geldiğinde personele çıkan yemekle orucunu açsaydı sıkıntı yoktu.”
Meclis Başkanvekili Bingöl’den yemek tartışması sırasında “arıza” arası…
TBMM Başkanvekili Bingöl, yemek tartışması sürerken “Sayın milletvekilleri Meclis TV’nin yayınında zaman zaman arızalar olduğu için bir 10 dakika birleşime ara vereceğim. Sonra tekrar kaldığımız yerden devam edeceğiz” diyerek bileşime ara verdi.




