(TBMM) – EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Şık Makas işçileriyle birlikte TBMM’de açıklama yaptı. Beş yıldır Şık Makas’ta çalıştığını belirten bir işçi, “Biz işçilere verilen hakların hiçe sayılmasının bir yaptırımı olmayacak mı? Hakkımız olan kıdem ve ihbar tazminatlarımızı yasal güvence altında olmasına rağmen ve hak kazanmışken neden 150 gündür biz savaşmak zorunda bırakılıyoruz? Mağdur ediliyoruz. Biz dilenci değiliz” dedi.
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı, Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Şık Makas işçileriyle birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve DEM Milletvekili Özgül Saki de katıldı.
EMEP Milletvekili Karaca, Şık Makas Cross Jeans’in üç şehirde binlerce işçinin emeğiyle büyüyen, ihracat şampiyonu olan bir fabrika olduğunu belirterek “İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı İSO 500 listesinde yer aldı. Devlet teşvikleri aldı. Yani bu büyüme, işçinin emeğiyle ve kamunun kaynaklarıyla sağladı. Ama patron Kolunsağ, sıra işçinin hakkını ödemeye geldiğinde ortada yok” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Grev hakkını güçlendirdik” sözlerine atıfta bulunan Karaca, “Grevler bir gecede ‘milli güvenlik’ gerekçesiyle erteleniyor. Fiilen yasaklanıyor. Sendikalaşan işçiler kapının önüne konabiliyor. Kod sistemi patronun elinde silaha dönüşmüş durumda. ‘Kimsenin hakkının gasbedilmesine göz yummadık’ diyor Erdoğan. Biliyoruz ki İşsizlik Fonu işçinin maaşından kesiliyor ama kaynak patrona teşvik olarak aktarılıyor. Devlet desteğiyle büyüyen şirketler üretimi Mısır’a kaydırıyor, işçiyi ortada bırakıyor. Buna karşı yaptırım bile uygulanmıyor. Yine ‘Enflasyona ezdirmedik’ diyor. Resmi enflasyonun altında zam alan işçi ve emekli, her ay daha da yoksullaşıyor. Bayram ikramiyesiyle bir haftalık mutfak masrafı bile karşılanamıyor” ifadelerini kullandı.
Sefa: “Biz işçilere verilen hakları hiçe sayılmasının bir yaptırımı olmayacak mı?”
Karaca, daha sonra Şık Makas işçilerine söz verdi. Beş yıldır Şık Makas’ta çalışan Sefa, “150 gün önce 3 aylık maaşlarımız yatırılmadığından dolayı anayasal hakkım olan iş bırakma eylemine çıktık. Ancak burada şöyle bir tatsız olay yaşandı. Bizleri haksız kodlarla, -22. kodlarla ve 45. kodlarla ve 48. kodlarla- işten atıldık. Bunun hesabını kimse sormayacak mı? Benimle aynı mağduriyeti yaşayan birçok işçi var. Arkadaşlarımızın adına buradan şunu söylemek istiyorum, şunu sormak istiyorum. Biz işçilere verilen hakları hiçe sayılmasının bir yaptırımı olmayacak mı? Hakkımız olan kıdem ve ihbar tazminatlarımızı yasal güvence altında olmasına rağmen ve hak kazanmışken neden 150 gündür biz savaşmak zorunda bırakılıyoruz? Mağdur ediliyoruz. Biz dilenci değiliz” dedi.
Çalışarak kazanmış oldukları haklarının ödenmesini istediklerini söyleyen Sefa, “Biz işçiler neden savaşıyoruz? Haklarımız anayasal olarak destekleniyorken biz neden direnerek tüm haklarımızı almak zorunda bırakılıyoruz. Bunu gerçekten sormadan edemiyorum. Son olarak bizimle birlikte aynı mağduriyeti yaşayan aynı patron, aynı firma tarafından mağdur edilen Çorlu ve İstanbul’daki arkadaşlarımız hep birlikte direneceğiz ve sonunda kazanan biz olacağız” diye konuştu.
Oruç: “Yarın yine geleceğiz, bizi susturamayacaklar, susmayacağız”
Bir diğer Şık Makas işçisi Züleyha Oruç da hak, hukuk, adalet istediklerini belirterek şunları kaydetti:
“Emeğimizin hakkını istiyoruz bizler. Ne eksik ne fazla hiçbir şey istemiyoruz. Hakkımız olan neyse onu istiyoruz. Evine kirasını veremeyenler var. Evine ekmek götüremeyenler var. Bir dünya banka borçları olanlar var. Hayır istemiyoruz, biz onlardan dilenmiyoruz. 150 gündür ki biz direniyoruz. Direnmemizin karşılığını istiyoruz. Hepimiz mağduruz. Çoluğumuz çocuğumuz var. ‘Anne ekmek’ dedikleri zaman ‘kalem, defter’ dedikleri zaman hiç kimse götüremiyor. Çaresiziz. Şu anda sinirden konuşamıyorum. Ben de çok çaresizim. Benim evim satıldı. Bugün son gün. Beni mahkemeye verdiler. Benden başka çalışan yok. O kadar çaresizim ki ben ve arkadaşlarım yorulduk, gerçekten yorulduk. Evine ekmek götüremeyen kardeşlerimiz var. Bu sebepten dolayı boşanıyorlar. Hepimiz çaresizlik içindeyiz. Ne yapacağımızı, ne edeceğimizi bilmiyoruz. Patrona buradan sesleniyorum. Duysun sesimizi. Bizim tazminatlarımızı versin. Bizi yıldıramayacaklar. Biz bugün yine geldik. Yarın yine geleceğiz. Bizi susturamayacaklar, susmayacağız.”
Ceylan: “Bir anda elimizden bıraktılar ve mağdur olduk”
İşçi Mine Ceylan da eşiyle birlikte dokuz senedir Şık Makas’ta çalıştıklarını belirterek “Bir anda elimizden bıraktılar ve mağdur olduk. Ben çocuğumun servis parasını ödeyemedim. Ha benim eşim işe girdi bir şekilde ama gerçekten çok mağdur olan arkadaşlarımız var. Öncelikle onların elinden tutulmasını istiyorum. Bir an önce de bunun sonuçlanmasını istiyorum. Buradan patrona ben de sesleniyorum. Bir an önce bu mağdur olan bütün arkadaşlarımızın ve bizlerin hakkımızı istiyorum. Hak, hukuk, adaleti istiyorum. Kazanacağız, bırakmayacağız. Her zaman da buradayız, bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Saylan: “İkramiyeler dört takside bölündü”
İstanbul Şık Makas işçisi Raşit Saylan, 8,5 yıldır çalıştığını söyleyerek “Şimdi son 2 yıl ödemelerimiz sürekli gecikmeye başladı. Bir yıl içerisinde iki ayda bir bir ödeme yapıldı, sonra işten feshedildik. İşten feshedildikten sonra kıdem tazminatımız 8 taksite bölünmüş diye söylendi. Şubatta ödeneceğini söylemişti. Şubat’ın sonlarında biz 68 bin lirayı beklerken 3 bin 500 lira bir ödeme sağlandı. Çoğu arkadaşlarımız gerek 4 yılını heba edecek, sadece ikramiyeyi almam için dört yılımı heba ediyorum. Bunu sözlü olarak imzalayarak işten ayrılmak zorunda kaldılar. Bu ikramiyeler de 4 takside bölündü. Hepimiz gerçekten çok mağduruz, sesleniyoruz. Sesimizi kimseye duyan yok. İsmail Kolunsa, Ömer Kolunsa bunlara sesleniyorum. Kimse sesimizi duymuyor. Sesimizi duymalarını talep ediyoruz, çok mağduruz. Kredi kartlarımız kırmızı çizgiye girdi. Hepimiz kiradayız. Ailemizden suçlu duruma düştük. Alelerimize kendimizi artık inandıramaz hale geldik. Çocuklarımızın yüzüne bakamıyoruz, çok mağduruz. Sesimizi kimse duymuyor” diye konuştu.
Saki: “Patronların sermayesine sermaye kattığını biliyoruz”
Toplantıda konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki de şu ifadelere yer verdi:
“Örgütlü mücadele ile işçinin emeğini patronun iki dudağı arasına bırakan iktidar patron iş birliği ile tüm işçileri inanılmaz korkunç koşullarda çalışmak zorunda bırakan sistemin nasıl işlediğini aslında biraz önce ve birçok defa şık makas işçileri dile getirdiler. 150 gündür bu direnişi sürdürüyorlar ve bunun için artık adım atılması gerekiyor. Patronların sermayesine sermaye kattığını biliyoruz. O yüzden de tüm Şık Makas işçileri ile birlikte ortak mücadele ile onların şahsında ama tüm işçi sınıfının mücadelesiyle birleşerek bu hakların kazanılması için mücadeleye destek vermeye, sadece destek değil birlikte mücadele etmeye söz veriyoruz.”
Baş: “Arkadaşlarımız yalnızlık çemberini kırdılar”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, ülkenin dört bir yanında milyonlarca işçilerin fabrikalarda, atölyelerde, madenlerde emek verdiği, alın teri döktüğü her yerde aslında aynı muameleyle karşı karşıya kaldığnı söyleyerek “Arada bir fark var. Arkadaşlarımız yalnızlık çemberini kırdılar. Örgütlendiler ve bu haksızlığa, bu adaletsizliğe, bu hukuksuzluğa karşı haklarına sahip çıkma iradesi gösterdiler. Bu arkadaşlar hepimiz adına hepimizin yaşadığı haksızlıklara, hukuksuzluklara, adaletsizliklere, yasa, Anayasa tanımazlığa karşı hep hepimiz adına kavga ediyorlar ve biliyoruz ki, eğer onlar kazanırsa tüm Türkiye işçi sınıfı kazanacak. Eğer patronlar Şık Makas işçilerine bir tek sene diz çöktürmeyi başarırlarsa emin olun Türkiye işçi sınıfı her yerde aynı saldırılarla daha ağır biçimde karşı karşıya gelecek. Bu bilinçle bu direnişe yaklaşmak ve arkadaşların mücadelesinin sonuna kadar yanında durmak gerekiyor” diye konuştu.




