(İSTANBUL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Şile, Beyoğlu ve Bayrampaşa Belediye Başkanlarının yaklaşık dokuz aydır iddianame beklediğine dikkati çekerek, “Hepimiz biliyoruz ki arkadaşlarımız masum, yapılan işler siyasi. Dokuz aydır bir iddianame yazılmıyor. İddianameye yazacak bir şey yok, arkadaşları bıraksalar bu sefer Tayyip Bey’in havası, cakası yere düşecek, boşu boşuna aylardır içeride tutuluyorlar. Ne biliyorsanız, ne bulduysanız yazın, hakim karşısına arkadaşlarımızı çıkarın. Yargılama başlasın, bu zulüm bitsin” ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” miting serisinin Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen 92’ncisinde konuştu.
Özel, CHP’nin İstanbul’da yapacağı üç bölge mitinginden ilki olan Bakırköy mitinginde yaptığı konuşmada, “343 gün önceydi. 343 gün önce birileri dedi ki, ‘Sen bilmezsin, ben bilirim, senin seçtiğin değil benim istediğim olacak’ dedi. Kendi tarihinde üç aylık bir hapis cezası olan, o cezayı alana kadar, rüşvetle, irtikapla, ihaleye fesatla, terör örgütüne destekle suçlanan ama bir gün evine polis gelmeyen, bir gün tutuklu yargılanmayan, ceza alan, göreve devam eden, cezası Yargıtay’da kesinleştiği güne kadar görevinin başında olan, davulla, zurnayla, mitingle giden, koğuş arkadaşına karar verilen, içeride her gün yüzlerce ziyaretçiyi kabul eden, içeride şiir kaseti çıkaran birisi, kendisiyle aynı görevde olan, kendisine yapılan suçlamaları kopyala yapıştırdığı, kişi kendinden bilir işi, burada bu işler oluyorsa mutlaka birileri alıyordur kendi payını diyerek birilerini görevlendirdi. Tarihin en büyük iftirasıyla karşımıza çıktılar. 343 gün önce, bir gece yoksul ailenin iftar sofrasındayken diploması iptal edildi. Ertesi gün sabahın köründe evine polisler geldi. Aldılar, götürdüler, sonra dediler ki, ‘teröre yardım ettin, suçlusun, soruşturman var, ajanlık yaptın, yurtdışına bilgiler sattın, buradan dosyan var, bir tane uçak buldular, iki fotoğraf buldular, içinde olanlardan sen mesulsun dediler. Yetmedi, kendisine, ailesine, eşinin kardeşlerine kadar türlü çeşit iftiralar attılar. 343 gün boyunca terör dediler, yalan çıktı, ajan dediler, yalan çıktı, casus dediler, yalan çıktı. Bugüne kadar hiçbir şeyi ispat edemediler” ifadesini kullandı.
Özel, şunları kaydetti:
“Size bakınca bu ülkenin yarınlarını görüyorum”
“Birileri bu yalanlara inanmamızı, Ekrem Başkan’a şüpheyle bakmamızı, arkadaşlarımızı yalnız bırakmamızı, Türkiye’nin geleceğine doğru Tayyip Bey’in gönlüne göre alan açmamızı beklediler. O gün sabah bir değerlendirme yaptık, darbenin muhatabının bir sonraki iktidar olduğu bir darbe girişimidir, buna teslim olamayız dedik. 343 gün önce ilk haberler Vatan Emniyet’in önündeki CHP’liler ile Beyazıt’taki İstanbul Üniversitelilerden geldi. Fatih’in zamanında kurulmuş İstanbul Üniversitesi, geleneğine, geleceğine, demokrasiye sahip çıkarak önündeki bariyerleri yıkarken, Türkiye’nin kurucu iradesi de işgal kuvvetlerine nasıl direndiyse, bu darbecilere öyle direndi. 343 gün önce bu saatlerde bu otobüsün üzerine çıktığımda Saraçhane’de 110 bin kişiydik. O gece o meydana baktığımda ne görüyorsam, bugün de bu meydana baktığımda onu görüyorum. Sizlere bakınca ben, darbeye teslim olmayanları, seçtiğine sahip çıkanları, yılmaz, cesur demokratları, korkuyu evde bırakanları, korkaklara, darbecilere teslim olmayanları görüyorum. Size bakınca ben bu ülkenin yarınlarını, bu ülkenin omuz omuza yaşayacak demokratlarını görüyorum, Türkiye’nin yarınlarını görüyorum.
“18 Mart’ta Saraçhane’ye gelmeye var mısınız”
O gün bugün hiç ara vermeden 39 ilçemizi teker teker dolaştık. Üç hafta var, geri sayıyoruz. Üçüncü bölgeden başlıyoruz dedik. Çarşamba akşamlarını boş bırakmadan, mücadeleyi yarıda bırakmadan, bu meydanlarda adaletin sesini haykırarak devam ediyoruz ve darbenin yıldönümünde hep beraber tarihi bir eylemde Saraçhane’de yüz binleri milyon yapıyoruz. 19 Mart’ta onlar bizim yüreğimizi yaktılar, biz de 19 Mart’ta mücadele ateşini yaktık, o gün kıvılcımlardık, bütün Anadolu’ya dağıldık ama bu sene 18 Mart’ı 19 Mart’a bağlayan gece, bu büyük mücadelenin kor alevleri olarak, bir yıl boyunca yanmış ama sönmemiş, nar gibi kızarmış, öfkesini içinde tutmuş, mücadeleden bir adım geri atmamış, darbeye direnen kor alevler olarak Saraçhane’ye gelmeye var mısınız? O gün darbenin yıldönümünde darbeciye hesap soracak mısınız? İşte bu azimle, bu mücadeleyle siz burada oldukça, bu meydanlar doldukça kimse üzülmesin. Bugün bizi 12 metrelik hücresinden dinleyen arkadaşlar bu meydandan güç alıyorlar. O arkadaşlarımız şunu biliyorlar. Bu yapılanların hepsinin siyasi olduğunu, hukuki olmadığını biliyoruz. Bundan sonraki zaman geri sayma zamanıdır. Arkadaşlarımız özgürlüğe geri sayarken, ülkemiz de iktidara geri saymaya, bir devri kapatmaya, bir devri açmaya hazırlanıyor. Sizin gücünüzle, azminizle, mücadelenizle bir devir kapanıyor, bir devir açılıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor, vatan evlatlarının devri geliyor.
“Savcınıza güveniyorsanız canlı yayını yapın”
Memleketin derdini konuşamıyorlar, emeğin hakkını veremiyorlar, emeklinin sorunlarını çözemiyorlar. 19 Mart darbesi büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk dalgası yaratması beklenirken, sizi bizi mücadeleden düşürmesi beklenirken, bizler tarafından artık hepimize düşen sorumluluğun farkında olarak büyük bir umuda dönüştü. Yılmadan, asla gevşemeden, geri adım atmadan, azalmadan mücadeleye devam etme zamanı. Bundan önce aylarca yalanlarla boğuştuk, dimdik ayakta durduk. İddianame bekledik. Bugün yargılamaların başlayacağı 9 Mart’ı hep beraber bekliyoruz. 9 Mart’ta herkesi sözünün arkasında durmaya davet ediyoruz. Sayın Bahçeli, çağrım üzerine, ‘TRT’den canlı yayın yapılsın’ demişti. Sayın Erdoğan da, ‘Devlet Bey isabet buyurmuş, biz de destekleriz’ demişti. İçi bomboş çıkan, arkasında kimsenin duramadığı iddianameden bir şeyler çıkacak sanıyorlardı. Ama biz ne olduğunu, ne olacağını biliyorduk. İddianame çıktı, arkasında duran yok. Canlı yayından bahseden yok. Kanun teklifini veriyoruz, oy veren yok. Gizli kapaklı işlerle iftiralarla yayınlandığı kadar bilinsin, karşısındaki cevaplar duyulmasın istiyorlar. Hem Devlet Bey’e hem Tayyip Bey’e sesleniyorum. Eğer savcınıza güveniyorsanız, iddialara güveniyorsanız, zorla iftiracı yapılanlara güveniyor, inanıyorsanız biz buradayız. Canlı yayını yapın, millet iddiayı da duysun, cevabını da duysun. Eğer onlara güvenmiyor, bunlar duyulmasın diyorsanız, daha fazla zulmü bırakın, arkadaşlarımızı bırakın, tutuksuz yargılama başlasın, millet neyin ne olduğunu görsün.
“Dokuz aydır iddianame yazılmıyor”
Aslında her şey 3’üncü bölgeden başlamıştı. 30 Ekim 2024 günü sevgili Ahmet Özer’in Esenyurt’ta gözaltına alınıp, tutuklanıp, Türkiye’nin en büyük ilçesine kayyım atanmasıyla felaket başladı. Bugün 19 Mart’tan beri tutuklu olan, hasta olan, sürgünde olan, canıyla uğraşan Mehmet Murat Çalık’ın bölgesindeyiz. Ömrü belediyecilikle geçmiş, ömrü boyunca Büyükçekmece’ye hizmet etmiş Hasan Akgün’ün bölgesindeyiz. Nikah şahidi olduğum, nikahından sekiz ay sonra tutuklanan, dokuz aydır içeride olan, hakkında saçma sapan bomboş iddialar olup, belediye başkanı olmadığı dönemde, AK Partililerin verdiği ihalelerden sorumlu tutulan, bu partinin gençlik kollarından gelen tertemiz evladı Utku Caner Çaykara’nın bölgesindeyiz. İddianamesizler var. Dokuz ay önce, sekiz ay önce, yedi ay önce acaba o belediyeleri CHP’nin elinden alicengiz oyunlarıyla alır mıyız diye… Büyükçekmece’nin, Gaziosmanpaşa’nın, Şile’nin, Beyoğlu’nun ve Bayrampaşa’nın değerli belediye başkanları, yardımcıları, yöneticileri, bürokratları aylardır iddianame bekliyor. Hepimiz biliyoruz ki arkadaşlarımız masum, yapılan işler siyasi. Dokuz aydır bir iddianame yazılmıyor. İddianameye yazacak bir şey yok, arkadaşları bıraksalar bu sefer Tayyip Bey’in havası, cakası yere düşecek, boşu boşuna aylardır içeride tutuluyorlar. Ne biliyorsanız, ne bulduysanız yazın, hakim karşısına arkadaşlarımızı çıkarın. Yargılama başlasın, bu zulüm bitsin. İddianame bekleyen tüm yoldaşlarımıza dayanışmamızı ve desteklerimizi iletiyoruz.”
(SÜRECEK)




