1. Haberler
  2. Gündem
  3. TBB Başkanı Erinç Sağkan: “Bir gün haksız tutuklama bile ağır sorumluluk doğurur, HSK devreye girmeli”

TBB Başkanı Erinç Sağkan: “Bir gün haksız tutuklama bile ağır sorumluluk doğurur, HSK devreye girmeli”

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, düzenlenen basın toplantısında ‘hukuksuz tutuklamalara’ ilişkin, “Bir insanı bir gün bile haksız şekilde gözaltında ya da tutuklu bulundurmak çok ağır bir ihmal olduğu gibi çok ağır hukuki sorumluluk gerektirir. Bu yaptırımı uygulayacak mekanizma HSK’dır” dedi.

TBB Başkanı Erinç Sağkan: “Bir gün haksız tutuklama bile ağır sorumluluk doğurur, HSK devreye girmeli”
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(İZMİR) – Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, “hukuksuz tutuklamalara” ilişkin, “Bir insanı bir gün bile haksız şekilde gözaltında ya da tutuklu bulundurmak çok ağır bir ihmal olduğu gibi çok ağır hukuki sorumluluk gerektirir. Bu yaptırımı uygulayacak mekanizma HSK’dır” dedi.

Sağkan, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Sağkan’a TBB Başkan Yardımcısı Ercan Demir ve İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz eşlik etti.

“yargının siyasallaşması” nedeniyle vatandaşların hukuka güveninin sarsıldığını belirten Sağkan, Akbelen savunucusu Esra Işık’ın tutukluğuna da değindi. Sağkan, şunları söyledi:

“Esra Işık, yıllardır Akbelen’de en fazla bir ağaca sarılarak ‘Buraları yok etmeyin’ diye isyan etmiştir. Ağaca sarılmak dışında bir eylemsel tavrı olmayan birinin ‘Size cehennemi yaşatacağım’ cümlesinin bir mahkeme heyetinde korku, kaygı ve endişe yaratmasını beklemek, hayatın olağan akışına aykırıdır. Burada tutuklanmasına karar verilmesi hukuka aykırı olduğu gibi son derece ölçüsüz bir tedbirdir. Bir kişiyi tutuklamanız için suçun işlendiği konusunda kuvvetli şüphe gösterir somut olgular tespit edilmeli, tutuklama nedeni ortaya konulmalı, kaçma şüphesi ve delilleri karartma şüphesine ilişkin somut olgular olmalıdır. Mahkeme, Esra ile ilgili ne delilleri karartma ne de kaçma şüphesinden bahsediyor. Ama mahkeme ‘Şüphelinin heyetteki bilirkişilere baskı yapabileceği kanaatiyle adli kontrolün yetersiz kalabileceği’ demiştir. ‘İleride olabilecek bir olayı önlemek amacıyla bir kişiyi hapsediyorum’ demektir. Oradaki köylülerin dirençlerini kırmanın, gözdağı vermenin bu kadar açık bir mahkeme kararıyla verildiğini ilk kez görüyoruz. Biz bunu görüyoruz da HSK, görmüyor mu? Kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının bu kadar ölçüsüz bir şekilde ihlal edildiğini biz görüyoruz da HSK görmüyor mu?”

“Basın özgürlüğü önündeki en önemli engel haline gelmiştir”

Gelinen noktada ifade hürriyetinin tamamen yok edilmeye başlandığını söyleyen Sağkan, “Dezenformasyonla mücadele yasası olarak kamuoyuna sunulan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ başlığı altında düzenlenen TCK 217/a, şu anda Türkiye’de ifade özgürlüğü şemsiyesi altında basın özgürlüğü önündeki en önemli engel haline gelmiştir” dedi. Sağkan, “ifade hürriyeti ve basın özgürlüğü ihlallerine son verilmesi bakımından maddenin mümkünse bir mahkeme tarafından norm denetimi için Anayasa Mahkemesi’ne taşınması” gerektiğini belirtti.

Sağkan Türkiye’de cezaevlerinin durumunun önemli bir sorun olduğunu belirterek, “Yoğunluk gerekçe gösterilerek infaz düzenlemelerinin yapıldığı bir ülkedeyiz. Hiçbir modern ülkede cezaevleri yoğunluğu, ceza adalet sisteminde bir düzenleme ihtiyacı olarak öne konulamaz. Bu tür düzenlemeler kısmi af niteliği taşıyor. Bu tür af niteliği taşıyan düzenlemelerin Meclis’te nitelikli çoğunlukla hayata geçirilmesi gerekirken Türkiye’de bu yöntem dolanılarak ‘infaz düzenlemesi’ adı altında basit bir mevzuat düzenlemesi olarak hayata geçiriliyor. Bu da en önemli sorun olarak gördüğümüz cezasızlık algısını yaratan temel unsur haline geliyor” diye konuştu.

“Yaptığımız işlerin sorumluluğuna katlanmak zorundayız”

Hukukçular tarafından “hukuka aykırı” olarak tanımlanan tutuklamalara ilişkin ilerleyen dönemlerde yaptırımların olup olamayacağı konusuna da Esra Işık örneği üzerinden değinen Sağkan, Işık’ın 27 Nisan’da yargılanmaya başlanacağını anımsattı.

Sağkan, şöyle devam etti:

“Alt sınırı 2 yıl olan bir suçla yargılanıyor ve bir sabıkası yok. Mahkeme o gün karar verirse, iki yıl ceza verilip hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı verilir ve o gün tahliye edilir. Kamuoyu da ‘Esra Işık tahliye oldu’ diye mutlu olur. Ama bunu yapanların elde etmek istedikleri amaç hasıl oluyor. İstenen orada direnen insanlara gözdağı vermek, hak arayanları tedirgin etmek. ‘Firmanın baskısıyla alınıyor kararlar’ diyen kişi tutuklanıyor. Bunlar, yurttaşın hukuka güvenini yok eden unsurlar. Bunun bir yaptırımı olmalı. Bu yaptırımı yapacak olan mekanizma, HSK. O mekanizma bu yaptırımları hayata geçirdiğinde halkın hukuka güveni biraz da olsa tahsis edilir. Hukuka aykırı kararları alanlar sorumsuz değiller. Hepimiz yaptığımız işlerin sorumluluğuna katlanmak zorundayız. Bunlar basit şeyler değil. Bir insanı bir gün bile haksız şekilde gözaltında ya da tutuklu bulundurmak çok ağır bir ihmal olduğu gibi çok ağır hukuki sorumluluk gerektirir. Bunu yapacak mekanizmanın hayata geçmesi gerekiyor. O da HSK’dır. Biz gerekli ihbarı yaparız ama HSK’nın buna ihtiyacı yok. Bunların hepsi kamuoyunda hem gazeteciler vasıtasıyla hem de avukatlar tarafından paylaşılan kararlar. HSK, re’sen harekete geçebilir ve bu kararları alan kişilere bir yaptırım uygulanması gerekir. Bunun cezai sorumluluk boyutu da hukuken değerlendirilebilir. Bu da ayrı bir ayrılama sürecinin konusu olacaktır. Basit şeyler değil. Herkes yaptığının sorumluluğunu almalı. Bir kişiyi bir gün bile haksız yere tutuklu tutmanın ağır sorumlulukları ve yaptırımları vardır. Bunlar da HSK tarafından uygulanmalı.

“Siyasetin dizayn edildiğine dair bir kanaat oluştu”

CHP’ye karşı yürütülen “mutlak butlan” davasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Sağkan, şunları söyledi:

“Temelde iki önemli sorun var. Birincisi Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına yönelik ciddi bir sorun yaşıyoruz. Yurttaşlarımızın genelinde Türkiye’de yargı eliyle siyasetin dizayn edildiğine dair bir kanaat oluşmuş durumda. Buna da yargının kendi uygulamalara sebebiyet verdi. Bugün yürüyen birçok soruşturma ve kovuşturma, seçilmiş belediye başkanları da tutuklanmadan yürüyebilirdi. En azından sandık sonuçlarına da daha ciddi bir saygı gösterildiği ortaya konulmuş olurdu. Bu tutuklulukların neden gerçekleştiğine dair kamuoyunu tatmin etmeyen iddianameler, somut delillerle net olarak desteklenmeyen unsurlar sebebiyle belirsizlik içindeki yargı süreçleri… Politik yargılamalar dediğimiz davalarda hukuku konuşamaz hale geldik. Konuşabilsek mutlak butlan, ‘seçim yargısı’ dediğimiz sistem içerisinde açık bir şekilde düzenlenmiştir. Siyasi partilerin seçimlerinde de hangi yargısal süreçlerin işlemesi gerektiği, yetki ve görevin kimlerde bulunduğu son derece açık olarak düzenlenmiştir. Ama maalesef bu davalarda hukuku konuşmaya çalışmak bizler açısından da kamuoyuna izah etmekte en çok zorlandığımız alan oluyor.”

 

 

TBB Başkanı Erinç Sağkan: “Bir gün haksız tutuklama bile ağır sorumluluk doğurur, HSK devreye girmeli”
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.