Haber: Mehmet OFLAZ
(ANKARA) – Adana’da 6 Şubat depremlerinde 96 kişiye mezar olan Hasan Alpargün Apartmanı davasının istinaf incelemesi, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi’nde görülüyor. Tutuklu sanık Hasan Alpargün, savunmasında binayı dönemin yönetmeliklerine uygun yaptığını, belediye yetkililerinin binayı incelediğini ve uygunluk verdiğini, yıkımda dahlinin olmadığını savundu. Müştekiler beyanlarında, depremde kaybettiklerinin kum nedeniyle boğularak öldüklerine dikkati çekerek, “‘Olası kast’ kararının bozulmamasından yanayız” dedi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde, 96 kişinin hayatını kaybettiği Adana’nın Çukurova ilçesinde bulunan Hasan Alpargün Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin davada, Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi, 27 Eylül 2024’teki karar duruşmasında, müteahhit ve teknik uygulama sorumlusu Hasan Alpargün’e, “olası kastla birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezası verdi.
Ancak Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi, “‘olası kast’ koşullarının oluşmadığı” gerekçesiyle kararı bozarak, dosyayı yerel mahkemeye gönderdi.
Yeniden görülen davada, 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Alpargün’e aynı suçtan tekrar 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezası verdi. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi, Alpargün hakkındaki ikinci istinaf incelemesinin bugün duruşmalı olarak yapılmasına hükmetti.
Duruşmaya depremde yakınlarını kaybeden aileler katılırken, tutuklu sanık Hasan Alpargün, bulunduğu cezaevinden SEGBİS ile bağlandı. Duruşmayı Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Adalet Peşinde Aileleri Platformu ile Ankara ve İstanbul Barosu Afet Komisyonu temsilcileri de izliyor.
“Binayı dönemin yönetmeliklerine uygun yaptım”
Mahkeme Heyeti Başkanı, başsağlığı dilekleri ile duruşmayı açtı.
Duruşmada ilk olarak tutuklu sanık Hasan Alpargün’e söz verildi. Alpargün, savunmasında, binayı dönemin yönetmeliklerine uygun yaptığını, belediye yetkililerinin binayı incelediklerini ve uygunluk verdiklerini hatırlatarak, “Binam 1998’deki çok büyük olan Ceyhan depremini ayakta atlatmış, hasar almamıştır. Binanın yıkımında daha sonraki müdahaleler etkili olmuştur, benim yıkımda dahlim yoktur. 75 yaşındayım, 3 yıldan uzun süredir tutukluyum. Suçsuzum. Tahliyemi istiyorum” diye konuştu.
Alpargün’ün avukatları beyanlarında özetle, “Mahkumiyete yeter delil yoktur. Bu binanın inşaatında bir kusur olsaydı, daha büyük olan Ceyhan depreminin binayı yıkması gerekirdi. Müvekkilimin tahliyesini ve beraatini talep ederim” dedi.
“‘Olası kast’ kararı onansın” talebi…
Depremde yakınlarını kaybedenler ise binanın yıkılmasında kusurlu olanların cezalandırılmasını istedi. Hayatını kaybedenlerin kum nedeniyle “boğularak öldükleri”nin raporlandığına işaret eden aileler, şu ifadeleri kullandı:
“Kum yığınıydı, oğlum boğularak öldü. Vicdanınıza güvenmek istiyorum.”
“Ölülerimizin beden bütünlüğü tamdı, boğularak öldüklerini gördük. Sonuna kadar şikayetçiyiz.”
“En ağır cezanın verilmesini istiyoruz. Yakınlarımız boğularak öldü.”
“Bina kaçacak imkân vermediği gibi toz ve kum yığınıydı. Kararın bozulmamasından yanayız.”
“Ölene kadar bu davayı takip edeceğim, şikâyetçiyim.”
“10-15 saniyede yıkılan ve çevrede yıkılan tek binadan söz ediyoruz. En büyük kusur imalat ve inşaat hatasıdır. Saniyeler içinde bina hafriyat yığınına dönmüştür. Kararın onanmasını, hatta daha ağır ceza verilmesini istiyorum.”
“Otopsi raporları da herkesin boğularak öldüğünü gösteriyor. Küçücük kediler bile kurtulamadı, çünkü onlar için dahi küçük yaşam üçgenleri oluşmadan yıkıldı bu bina.”
“Ben depremi Kahramanmaraş’ta yaşadım, sağ çıktım. 96 cana mezar olan bu bina ise birkaç saniye ayakta kalamadı. Bu sanık cahil değil, donanımlı ve uzmandır. Dolayısıyla bilerek işlediği bu suçta tam kusurludur. Şikâyetçiyim.”
“Annem ve babamla beraber kedimi kaybettim. Kedimin ağzından bile kumlar çıktı, boğularak öldü herkes. Bina bir kum yığınıydı. En ufak hava bırakmayacak şekilde yıkılan bu bina, fenne uygun yapılmış olabilir mi?”
“Sanık kâr amacıyla hareket etmiştir”
Müşteki avukatlarından Ümit Büyükdağ, enkaza ait fotoğraf ve videoları göstererek, “Apartmandaki kişilerin tamamı boğularak öldü, tek bir yaşam üçgeni oluşmadı” dedi ve 14-15 katlı yapının, yanındaki binanın 3. kat seviyesine kadar indiğini ifade etti.
“Dosyaya gelen tüm teknik raporlarda, ‘projenin hatalı olduğu, kolonla kirişlerin birbirine düzgün bağlanmadığı, malzeme kalitesinin son derece yetersiz olduğu’ ispatlanmıştır” diyen Ümit Büyükdağ, projeyi çizenin de malzemeyi alanın da inşaatı yürütenin de Hasan Alpargün olduğunu söyledi. Alpargün’ün kâr amacıyla hareket ettiğini iddia ederek, “‘olası kastla’ sorumlu tutulması gerektiğini” savundu.
Müşteki avukatı Umay Büyükdağ, davanın “bir dönüm noktası” olduğunu belirterek, duruşmaya deprem illerinden katılım olduğunu söyledi ve “‘Olası kast’ çok açıktır ve kararın onanmasını istiyoruz” dedi.
Müşteki avukatı Baran Taygun Metin ise “Biz binayı yaptığı sırada sanığın düşün dünyasının araştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Şu an ne hissettiği önemsiz; şu an bir hakimiyeti yok konuya. Ama o sırada tüm hakimiyet ondaydı” diye konuştu. Avukat Metin, “olası kast” kararının onanmasını talep etti.
Baroların müdahillik talebine ret kararı
Duruşmaya verilen bir saatlik aranın ardından Gaziantep Baro Başkanı Bülent Duran, “Baromuzun katılma talebi vardır. Adalet yeni bir felaket olmamalı. Yaşam hakkı ihlali yaşayan vatandaşlarımız için yargı makamının dikkatle karar vermesi gerekir. Ülkemiz deprem kuşağında ve birçok vatandaşımızı kaybettik. Aynı acıları yeniden yaşamamak için müdahillik kararı verilmesini istiyoruz” diye konuştu.
İstanbul Barosu adına konuşan Hasan Ağzıküçük de müdahillik taleplirinin kabul edilmesini, “olası kast” kararının onanmasını talep etti.
Mahkeme Savcısı ise her iki baronun müdahillik talebinin şartlar oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği yönünde mütalaa verdi. Heyet, müdahillik taleplerini reddetti.
Duruşma, müşteki avukatlarının beyanlarıyla devam ediyor.
(SÜRECEK)




